Yalnızlık Kenti


       Yalnızlık kentinde ağlar herkes bu gece gibi her gece. Her ev; tek oda, tek masa, tek insan. Nadir de olsa var yalnız yaşamayan. Yollar ıssız, sokaklar tenha, arada çıkan var sokak lambasının altına. Uzaklara dalan insanlara anılar geri kalan. Bazısının elleri titrer bazısının gözyaşları düşer birer birer. Kimisi a'mâ aydınlıkta kimi duymaz çağıranları da.

       Gezginler gelir onları görmeye. İnsanlıktan nasibini almış birileri açmaz kapısını. Henüz bu kentten kaçabileceğini inananlar buyur eder gelenleri gidebilmeleri için içeri. Anladıklarını iddia ederler bu kentin sakinlerini sonra çekip giderler gerisin geri. Her geçen gün biraz daha büyür bu şehir. Ne kadar çok kalabalık o kadar derin yalnızlık. Birileri tanır yeni gelenleri zaten onlar burada yaşama sebepleri. Derin bir iç çeker, yenileri gözler, eski günleri özlerler. 

       Umutları geceye bakmak olmuş niçin? Evlerin üstü açık yıldızları görebilmek için. Tek bir yıldızı olmuş herkesin. Hissiz kentin hisli sakinleri hiç bilememiş o yıldız gerçekten kimin. Perdeleri bile açılmamış birini görürüm diye. O zaman güneşi içeri alan o camlar niye? Belki de geçer deva olsalar birbirlerine. Yalnızlığa bile bağlanır insanları bu kentin. Kimse her şeyi olmak istemez kimsenin.
  

Yorumlar

Popüler Yayınlar